MATEMATİK ÖĞRETMENİ RAGIP ŞAHİN

MATEMATİK ÖĞRETMENİ RAGIP ŞAHİN'İN SİTESİ 0555 596 44 30

  • Öğrenciyi altın sınıfa koymuşlar ille de teneffüs demiş.
  • Bana hocanı söyle sana kaç alacağını söyleyeyim.
  • Görünen kopya kılavuz istemez.
  • Bu günün dersini yarına bırakma.
  • İyi dost sınavda belli olur.
  • Ömür biter ödev bitmez.
  • Zayıf geliyorum demez.
  • Yazılıdan kaçan sözlüye tutulur.
  • Notlar öğrenciyi vezir de eder rezil de.
  • Kılıç kuşananın, not çalışanın.
  • Kopya gelecek yerden kola esirgenmez.
  • Havuç ye! Gözlerin kopya görsün.
  • Not piş karneme düş.
  • Kışın maç hoş, yazın karne boş.
  • Ayağını sırana, elini kopyana öre uzat.
  • Karneni babana göre düzelt.
  • Kopyanın mumu sözlüye kadar yanar.
  • Sözlü icat oldu, mertlik bozuldu.
  • Beni geçiren hoca bin yaşasın.
  • Yanlış hesap matematik hocasından döner.
  • Kopya çeken öğrenci pas tutmaz.
  • Sakla kopyayı gelir çekme zamanı.
  • Tembel, çalışkan oluncaya kadar hoca emekli olur.
  • Beraberlikten iyi not doğar.

 

   

  

 


  


  

    

  


   

BU FIKRAYI DAHA İYİ ANLAMAMIZ İÇİN BİLMEMİZ GEREKEN BİŞEY VAR. RAMAZAN HİCRİ TAKVİMİN AYLARINDANDIR VE HİCRİ TAKVİM AY YILINA GÖREDİR. YANİ AY GÖRÜNMEYE BAŞLADIĞI ANDAN İTİBAREN YENİ AYA GİRİLMİŞ DEMEKTİR. İŞTE FIKRAMIZ;

Ramazan hilali görülmeyince oruç tutmanın caiz olmayacağını bilen bir tiryaki, hilali görmemek için evinin pencerelerini kapayıp perdeleri de sımsıkı örter: geceleri mahalle kahvesine giderken de başını önüne eğermiş.

Bir akşam yine bi ramazan akşamı kahvehaneye giderken nasıl denk gelmişse gelmiş ve bir su birikintisi içinde hilalin aksini görünce ürkerek şöyle demiş:

- Hey mübarek! Gözüme mi gireceksin, anladık işte ramazan başlamış!

Adamın biri, papağan almak ister. Gittiği dükkândaki papağanları sırayla inceler.1.kafeste rengarenk, pırıl pırıl tüyleri olan papağanı beğenir. Etiketinde 5.000 dolar yazılıdır.
- Dükkan sahibine sorar. “Bu kuş niye bu kadar pahalı?”
- Dükkan sahibi “Bu papağan tam 7 dil biliyor, onun için”. Adam başka bir kafeste bembeyaz şahane bir kuş daha görür. Hem de 10.000 dolarlık. Yine sorar. Meğer bu kuş anayasayı ezbere okurmuş da ondan. Adam bir bakar en köşede ki kafeste, tüyleri dökülmüş ve kararmış yaşlıca bir kuş var. Ama o da ne tam 50.000 dolar. Peki der bu perişan haldeki kuşun nesi var.
- Dükkan sahibi “ Vallahi birader, bu kuşun nesi var biz de bilmiyoruz. Ama öteki papağanlar sabahları buna günaydın üstat diyorlar.”

Mehmet Ali Birand, "Çok Güzel Haraketler Bunlar" ekibine sürpriz yaptı, tiyatroya gitti. Sahnede, program ekibinin reytinglerini kıskandığını da çekinmeden söyleyen Birand, işini kaybetme korkusu yaşıyormuş!

Kanal D'nin sevilen programı "Çok Güzel Hareketler Bunlar" sezon finaliyle ekranlara veda etti. Programın son bölümünde Mehmet Ali Birand sürprizi yaşandı. Birand, kendisinin canlandırıldığı bölümde sahneye çıkarak herkesi şaşırttı.

İşte birbirinden neşeli anların yaşandığı o sahneler

İZLEMEK İÇİN TIKLA

En büyüğü 10 yaşında olan bir grup akıllı bıdığa Sence aşk nedir?
diye sormuşlar. Alınan cevaplar, internette hızla dolaşıyor. Cevaplara
bakınca anlıyoruz ki, gerçekten çağ atlıyoruz. Çocukluğumuzda bize Aşk
nedir? diye sorsalar ne cevap verirdik? Aramızdan cevap verebilen çıkar
mıydı?Bu arada unutmadan cevapların yanındaki yorumlar da e-posta dünyayı
dolaşırken, isimsiz kahramanlarca eklenmiş…
İşte Cev aplar:

- Aşk, sevgilimizle aramızda bi sürü kötü şey meydana gelmeden
önce hissettiğimiz şeydir.

- Benim anneannem sırtından hasta olmuştu ve eğilemediği için ayak
tırnaklarına oje süremiyordu, dedemin de parmakları hasta olmasına rağmen
anneannemin ayak tırnaklarına hep oje sürüyordu. Bence aşk budur.

- Sizin adınız size aşık olan birinin ağzından daha değişik çıkar,
o size adınızı söylediği zaman benim ne güzel adım var diye
düşünürsünüz…

- Aşk birlikte yemeğe gittiğimiz zaman sevgilimizin kendi kızarmış
patateslerini bizim tabağımıza koyması ve bizim tabağımızdan hiçbir şey
almamasıdır.

- Aşk, biri sizi ne kadar kırmış olsa da sırf o üzülür diye ona
kötü bişey söylememektir.
- Aşk çok yorgun olduğumuzda bizi gülümseten bişeydir.

- Aşk, annemiz babamıza kahve yaptığı zaman ona **ürüp vermeden
önce kendisinin bir yudum içmesi ve tadının çok güzel olduğunu kontrol
etmesidir.

-Aşk her zaman öpüşmektir… Öpüşmekten yorulduğunuz zaman bile
hâlâ birlikte olmak ve çok konuşmak istersiniz. Benim annemle babam da
böyleler.

- Aşk, sevgilimiz bişey söylüyorsa yılbaşı hediyelerini açmayı
bile bırakıp onu dinlemektir.

- Senden nefret ediyorum dediğimiz birine ilerde aşık oluruz.

- Aşk sarılmaktır… Aşk öpüşmektir… Aşk hayır demektir.

- Aşk sevgilimizin her şeyini bildikten sonra bile onunla çok iyi
arkadaş olabilmektir.

Aşk kocamız çok terliyken ve kötü kokuyorken bile ona Sen Bruce
Willis ten daha yakışıklısın demektir.

- Aşk, köpeğinizi bütün gün evde yalnız bıraksanız bile eve
döndüğünüzde size koşup bütün suratınızı yalamasıdır.

- Aşk, Sevgililer Günü kartlarının üzerinde yazan şeyleri
sevgilimize soylemek ama başkalarına söylerken yakalanmamaktır.

- Birine aşıksanız, kirpikleriniz hareket ettikçe gözlerinizin
içinden yıldızlar çıkar.

- Eğer aşık değilseniz seni seviyorumdemeyin, ama gerçekten
aşıksanız hep seni seviyorumdiyin, hem aşıksanız hem de seni
seviyorum demiyorsanız çok ayıp.


ALINTI

Cumhuriyet'in ilanından sonra İstanbul'da bir resepsiyon verilir...

Tüm dünya ülkelerinin elçi ve ateşeleri de davet edilir.

Davet güzel bir şekilde devam etmektedir fakat İngiliz ateşesi olan binbaşının bakışları Mustafa Kemal'in dikkatini çeker.

Bütün davet boyunca Mustafa Kemal'e dik dik bakmıştır ve bakmaya devam etmektedir.

Mustafa Kemal ne olduğunu öğrenmek için yaverini ateşeye gönderir.

Yaver İngiliz ateşesinin yanına gider durumu öğrenir gelir ve Mustafa Kemal'e şöyle der:

- Paşam kendisine neden ters bir tavır takındığını sordum, o da bana "Mustafa Kemal Çanakkale'de babamı öldürdü." dedi.

Bunun üzerine Mustafa Kemal yaverine şöyle der:

- Git sor bakalım babasının Çanakkale'de ne işi varmış!


Üniversite son sınıf öğrencisi yazılı sınavından kalınca doğru hocasına gider:
-"Siz sınıfta bırakarak hayata atılmamı önlüyor ve beni cezalandırıyorsunuz. İşin bu yanını hiç düşündünüz mü?"
-"Tabii düşündüm. Hocanın görevi bilgiyi ölçmek, yeterli olmayanı sınıfta bırakmak değil mi?"
 -"İyi. O zaman size bir teklifim var. Bir soru da ben size soracağım.
Doğru cevabı verirseniz, ben kötü notumu kabul edip sınıfta kalacağım. Bilemezseniz, notumu düzeltecek ve sınıfı geçirteceksiniz. (Hocanın
keyfi yerinde. Teklifi kabul eder.)
Ve öğrenci sorar:
-"Yasal olup, mantıklı olmayan nedir?
Mantıklı olup, yasal olmayan nedir?
Ve de ne mantıklı ne de yasal olmayan nedir?"
Hoca uzun uzun düşünür ama cevabı bulamaz. İddia gereği öğrencisine iyi not vererek sınıfı geçirir. Ama aklı da soruda kalır. Sonunda sınıfın en iyi öğrencisini çağırır, olayı anlatır ve sorunun yanıtını bilip bilmediğini sorar.
Öğrenci hemen cevap verir:
-"Siz 65 yaşındasınız ve 23 yaşında bir kadınla evlisiniz.
Bu yasal ama mantıklı değil. Karınızın 25 yaşında bir sevgilisi var.
Bu mantıklı ama yasal değil. Siz karınızın sevgilisini, zayıf alıp sınıfta kalması gerekirken iyi not verip mezun ediyorsunuz.
Bu da ne mantıklı, ne de yasal."


Olay bir üniversitede profesör ve bir öğrenci arasında geçer. Öğrenci yemekhanede boş yer bulamadığı için profesörün yanına oturur.
Profesör bu durumu kabullenemez ve çocuğa;
- Öküzlerle kuşlar bir arada oturamaz, der.
Öğrenci hiç bozuntuya vermeden;
-O zaman ben uçayım, diye kalkar.
Profesör durumu içine sindiremeyince öğrencinin sınavından kalması için elinden geleni yapar. Fakat öğrenci soruları eksiksiz cevaplandırır.
Bunu üzerine profesör;
- Sana bir soru sorucam, der.
- Yolda karşına iki kese çıktı birinde akıl diğerinde para var. hangisini alırdın? der.
Öğrenci;
- Parayı alırdım.
Deyince profesör;
-Ben aklı alırdım, der .
Öğrenci karşılık verir;
- Dogaldır insan neye ihtiyacı olursa onu alır.
Çıldırmak üzere olan profesör öğrencinin sınav kağıdına büyük harflerle "ÖKÜZ" yazar. öğrenciye verir.
Odadan çıkan öğrenci bir kaç dakka sonra gelip seslenir;
- Hocam imzanızı atmışsınız ama notum nerede, der!!!


FIKRA GİBİ

İnegöl'de vergi dairesinin tuvaletinde cep telefonunu düşüren kadın hayatı boyunca unutamayacağı birgün yaşadı. Tuvalete düşen telefonunu çıkartmaya çalışan kadının kolu tuvaletin deliğine sıkıştı. Vergi dairesi çalışlarının tüm çabalarına rağmen kadının tuvalete sıkışan kolu çıkarılamayınca itfaiyeye haber verildi. İtfaiyenin uzun uğraşları sonucu tuvalet taşı kırılarak kadının kurtarıldı ve tetanos aşısı yapıldı.



FIKRA GİBİ

Zeliha Uzel dut yemek isterken az daha canından oluyordu. Ağacın dalından aldığı dutun üzerindeki arıyı farketmeyen talihsiz kadın eşek arısını dilini ısırması üzerine farketti.
hem de benim memleketimde imiş



Hakkımda

Merhaba bloguma hoşgeldiniz. Sitemde iyi vakit geçirmenizi diliyorum.

EN HIZLI EN KALİTELİ İNTERNET TARAYICISINI ::BURADAN:: İNDİRİN. TÜM SİTELER %100 KALİTE İLE HIZLI AÇILSIN!